8 Haziran 2012 Cuma

Deprem


“Oğlanın babaannesini doktora götürdüm” dedi Müdananım geçen gün aldığı izinle ilgili. Kadın hem yüksek tansiyon hem de diyabet hastası, kemik erimesi var ve de gözünde katarakt oluşmuş en son. “Bir gözü toprağa bakıyor”dan bir tık daha iyi durumda anlayacağınız.
“Benden başka götürecek kimsesi yok. Az etmedi bana ama ne olursa olsun oğluma bakıp büyüttü.”
“Adamı hasta etme Müdananım, çocuğu senden zorla almış, senelerce yüzünü göstermemişler, ne bakıp büyütmesi?”
Ben kızdıkça savunmaya geçer,  iyice deli olurum o yüzden fazla uzatmadım.
Zaten halen üzerimdeki şaşkınlığı atmaya çalışıyorum. Duyup duyabileceğiniz en absürd hikayeyi dinledim az önce. Gülmek, şaşırmak, üzülmek arasında gidip gidip geldim.
46 yaşındaymış adam. Bu şehre yeni taşınmış.
“O meşum olaydan sonra kalamazdım orada artık Minaanım.”
Önce beni kekliyor sandım. Ya da kayış atmış, uydur uydur ipe diz olayları başına gelmiş gibi anlatıyor. Ama yerel gazetelerden birinin fotoğrafını çekmiş, telefonundan bana gösterdi. Adı sanı yoktu neyse ki gazetede ama küçük yer, herkes duymuş, öğrenmiş, sentetik fabrikası yangını gibi anında yayılmış.
Olayın geçtiği yer ve zamanı kendimce geçerli sebepler yüzünden söylemeyeceğim.
Size anlatabileceğim kısmı şu:
Bir delikanlı memleketinden uzakta üniversite eğitimi alırken ailesi tarafından teyzesinin kızıyla nişanlanır ve birkaç ay içinde evlenirler. Hiç kız arkadaşı olmamıştır delikanlının. Okulda o zamanlar uzaktan beğendiği bir kız olduğunu şimdi hayal meyal hatırlıyor ama o kadar. Ne aşk ne tutku…
Okul biter bitmez memlekete dönüyor ve evin en küçük ve en son evlenen çocuğu olarak zaten akrabaları da olan karısıyla birlikte kendilerine ayrı bir ev açılmıyor. Kalıyorlar baba evinde. Baba evinde kendilerine ait bir odaları olmuyor. Geceleri evin oturma odası-salon gibi kullanılan kısmında yer yatağında yatıyorlar ve fakat bir kapı olmadığı için eşiğe bir çarşaf geriliyor.
Gelin hanım bir gün kaynanasına azıcık dertlenir gibi oluyor. “Bir odamız, kapımız bile yok teyze ne torunu” diyor. Önce bir güzel dayak yiyor. Sonra kaynatası hak veriyor. “Haklı çocuklar bu çarşaf burada eğreti duruyor” deyip, eşiğin yüksekçe iki tarafına beton çivisi, alt taraflara da normal insanların perde tutturmak için astığı aparatlardan alıyor, iki çivi arasına çamaşır ipi geriyor ve kalın kumaştan bir perde diktiriyor.
Zaten kardeş gibi büyüyen iki gençten, bir de perdeyle ayrılan bir odada, yan taraftan horultu ve osurmalarını duydukları ebeveynlerinin yanı başında çiftleşmeleri ve bu çiftleşmenin de çocukla sonuçlanması bekleniyor.
Fakat ana babanın bir bildikleri varmış demek ki, bir sene içinde ilk çocukları oluyor.
Bu düzen yıllarca devam ediyor ve daha geniş bir eve taşınana kadar üç çocukları oluyor. Ancak sadece çocuklarla genişlemiyor aile, gelinin otistik erkek kardeşi ile annesi de bir süre sonra onlara katılıyor çünkü babası vefat ediyor.
Haldır haldır çalışıp bütün enerjisini işine veriyor bizim şu anda 46 yaşında olan erkek hasta. Bürokraside git gide yükseliyor ve bulundukları il sınırları içinde hiç de önemsiz olmayan işler beceriyor ve “bir yerlere” geliyor.
“Hiç haram yemedim Minaanım,” diye anlattı, “rüşvet almadım, avantaya tamah etmedim, zayıfı, fukarayı kolladım, kimsenin hakkını bir gram başkasına geçirmedim, hep çalıştım, çabaladım, sade kendime değil haa, insanlar için de çalıştım, hizmet ettim.”
Bu anlattıklarından şüphe duyurmayan bir hali tavrı vardı hastanın. Üstü başı temiz, ütülü, oturuşu saygılı, ses tonu ölçülü ve yüzü “kederli”.
Kederli ve üzgündü yüzü. Samimi bir acı bakışlarında. Gözlerini yerden zorla kaldırabildiği, içine çöreklenmiş bir mahcubiyet, hatta belki utanç…
Anlatırken ne kadar zorlandığı belli oluyordu. Yüzü kızararak 46 yıl boyunca hiç mutlu olup olmadığını düşünmediğini, karısını sevip sevmediğine kafa yormadığını, kaderini sükunetle kabul edip haline şükrettiğini anlattı.
Ve sürdürdü:
“Sonra bir akşam onu gördüm….”

-devam edecek-

3 yorum:

Uyuşuk Hayalperest dedi ki...

Son cümle, birşeyler çağrıştırdı.. Bakalım, bekliyoruz. (:

oytunla hayat dedi ki...

her devam edecek cümlesinden sonra beynim senaryolar yazıyor. bekliyorum yine...

Levent dedi ki...

Shameless dizisinin bir senaryosunu okudum sanki.Bir de şu çarşaf germeler falan..Shamless'i belki bilmezsiniz ama devekuşu kabareyi bilirsiniz yaş itibarıyla.Orada içiçe geçmiş bir evde zeki alasya isyan ediyordu:"Bu kadar kontrolun arasında doğumkontrole ne gerek var lannn.Burada çocuk mu olur?" Deprem? evet dün gece sallandı burası ama duygusal bir hezeyanmı acaba anlattığınız:P :)) ammannn ne saçmaladım Minaanım..bu ne be dizi gibin devam edecek,devam edecek :)sezon finalide yaparsınız siz :)