“Yalnız ben bakireyim o yüzden sorunuzun cevabı belli aslında.”
!!!!!!!!!!!!
Bu cevapla ilgili kısa bir hayal kurma molasına davet ediyorum sizi.
Mesela kaç yaşlarında ve hangi sebeple bir psikoloğun çok kıymetli uzman
görüşüne (!) başvurmak istemiş olabilir bu kişi?
Bakın ben meslek hayatımda çok çeşitli insanlarla karşılaştım. Bulunduğu
ildeki en çok parayı kazanan bir psikiyatristin meslektaşı bir hanım için “aa
nasıl olur evlilik dışı bir ilişkisi mi varmış?” sorusunu büyük bir şaşkınlık
ve mahalle bakkalında sakız patlatır gibi sorduğuna da şahidim, işin .okunu çıkarıp gittiği her ulusal kongrede
“bir adam düşürüp” çetele tutana da…
Hastalar için de benzer durum geçerli. Kimi çok utangaçtır kimi
muhafazakardır kimi özgür fikirlidir falan filan… Hiçbir hastamı yaptığı ya da
söylediği bir şeyden dolayı tenkit ettiğim olmamıştır. Çok çok şaşırmışımdır ve
bunu da onlarla paylaşmışımdır. Bu aslında bir terapist için kurulması son derece
gereksiz bir cümle… Kurduk artık bir kere, neyse…
Gelelim yukarıdaki cümleye.
Oldukça güzel ve bir o kadar da bakımlı, 38 yaşında, üniversite mezunu,
önemli bir kurumda iyi bir mevkide çalışa bir kadın Menekşe. O konuşurken
gözümde canlanan bir görüntüyü tarif edeyim size; boşlukta havada duran,
dinozor yumurtasına benzeyen ve her kelimesinde çatır çatır çatlayan bir sabır
taşı…
“Kaç yıldır birliktesin bu adamla?” diye sordum.
“11” ,
dedi.
(Çatır çatır çatır….)
“Ve adam evli?”
“Evet.”
(Çatır çatır çatır…)
“Çocukları var?”
“Evet.”
“Eşinden boşanmayı kesinlikle düşünmediğini ama senden de ayrılmayacağını
söyledi?”
“Aynen öyle dedi.”
(Çatır çatır çatır…)
“Bunu ilk defa da söylemedi üstelik?”
“Yoo, hep söylüyor bunu bana, en başından beri.”
(Çatır çatır çatır çat…)
“Az önce cinsel yaşamınızı sordum ve bana bakire olduğunu söyledin, doğru
anladıysam eğer?”
“Evet.”
(Çatır çatır çatır çatır…)
“Peki ne yapıyorsunuz bir araya geldiğinizde?”
“Sevişiyoruz.”
“Sevişiyorsunuz?”
“Şey, evet… yani… bilirsiniz, şey olmadan… ben bu konuda prensip
sahibiyim ve o da bana çok saygı duyar. Bir gün bir başkasıyla
evlenebileceğimin farkında.”
(Çatır çatır çatır çatır çatır….)
“Annemle babam aramızda bir ilişki olduğundan artık şüphelenmeye
başladılar, arkadaşlarım sürekli sorup duruyor, artık ne yapacağımı bilemez
hale geldim.”
“Senin için ne yapabilirim Menekşe?”
“Çok mutsuzum Minaanım, kendimi çok kötü hissediyorum.”
“Ve?”
“Ve n’olursunuz bana bir yol gösterin ne yapacağım ben bu adamla?”
Kaç dakika durup öylece suratına baktım bilmiyorum.
Bakın burada “gerçek” bir sorun var. Sorun ne Menekşenin halen beyaz
gelinlik ve gerdek geceli hayaller kuruyor olması ne sevgilisi olacak adamın
kadının “bekaret” sorumluluğunu almayıp 11 yıldır hiçbir şekilde gerçek bir
cinsel ilişki içermeyen bir birlikteliği sürdürmekte ısrar etmesi ne her
ikisinin de bu ilişkiyi sosyal çevrelerinden 11 yıldır saklamayı başarabilmiş
olmaları ne yetişkin olmayı beceremeyen kazık kadar insanların kendi hayatları
hakkında karar alma yetilerinden yoksun oluşları ne ülkemizdeki bağımlı
bireyler yetiştiren ebeveynlik tarzları ne cinsel özgüven sorunu ne aşk ne meşk
ne o ne bu…
Sorun bence bu zihinsel kapasitede bir kadının kimya mühendisliği
fakültesinden mezun olabilmesi ve üzerine yüksek lisans yapması. İnsanın
bunları gördükçe Allah’a ve nelere kadir olabileceğine duyduğu inanç pekişiyor.
Al işte! Yumurtaya can vermiş; karşımda oturuyor.