15 Mayıs 2012 Salı

Gün Arası


Bunu ukalalık olarak değerlendirmenizi istemem ancak kapıma gelen her hastayı kabul etmeyen, biraz “tok” bir psikoloğum.
Örneğin çocuklarının okul başarısı, yok efendim moda olmuş bir tabir “dikkat eksikliği”, ders çalışmaması gibi nedenlerle arayanlara asla randevu vermem. Müdananım bu tür aramaları geri çevirmede tam bir ustadır; “Aradığınız için çok teşekkür ederiz efendim ancak Minanım özel öğretmen değildir, bu tür tedaviler yapmamaktadır, kendi ruh sağlığınızla ilgili bir sorun olursa inşallah yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız.”
Bu cevabı ilk duyduğumda şok geçirmiştim. Sonra da uzun bir süre güldüğümü hatırlıyorum. Öyle nazik ve içtenlikle söylüyordu ki, cümledeki “inşallah” ruh sağlığı ile ilgili bir sorunları olması için değil de öyle bir durumda yardımcı olunabileceği temennisi içinmiş gibi geliyordu kulağa. Sorsam kendisi de aynen bu şekilde cevap vereceği için sormadım. Son derece işlevsel bir karşılıktı. Telefondaki muhtemelen allak bullak oluyor, tam olarak durumu idrak edemiyor ancak sezgileri ona “bu cümlede bir terslik var” dese bile bilinç düzeyinde Müdananım’ın nezaketi ile bu verileri birleştiremiyor ve “teşekkür ederim” diyerek telefonun kapanmasıyla diyalog sonlanıyordu.
İnsanların çocukları üzerinden kendi sahip olamadıkları veya sahiplerse de tatmin olamadıkları başarı ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalarından ve böyle yaptıklarından bihaber oluşlarından hiç hoşlanmıyorum. Patolojinin kendisi değil, bu tablo olduğu gibi nahoş bana kalırsa.
Her çocuk okulda başarılı olmaz. Kendi çocukluklarınızı, sınıflarınızı düşünün. Sınıfın çalışkanları ve tembelleri bir de iki grup arasında yer alan vasatlar vardı. Şimdi herkes bir yerlerde. Öyle veya böyle bu hayatta herkesin bir görevi var. Büyüyor ve kapasitemiz yettiğince bir pozisyonu devralıyoruz. Zorlamak anlamsızdır. Derslere karşı ilgisiz bir çocuk, dışarıdan herhangi bir müdahale ile bu tutumundan vazgeçmez.
Yeterince akıllı ve sezgileri güçlü bir anne babaysanız, ona sağlam (!) bir ödül-ceza tablosu hazırlarsınız ve çocuk belki biraz motive olabilir.Bu da hiç değilse sorunsuzca sınıflarını geçmesini sağlar.
En sevmediğim ebeveyn tablosunu kısaca özetleyeyim: Çocuğun bebekliğinden beri her istediği anında yapılmıştır. Evde kurallar, sınırlar olmamıştır. İyi davrandığında da iyi davranmadığında da çocuk ödüllendirilmiştir. Çocuğa verilen vaatlerin ardında durulmamıştır. Ceza ya hiç verilmemiş ya da çok ağır olarak verilmiş ve çocuk ceza arsızı yapılmıştır. İçinden gelen bir hırs duygusuna da sahip olmayan çocuk disiplini öğrenememiş ve dolayısıyla içselleştirememiştir. Şimdi de ders çalışmak istememekte, kurslara, dersanelere, özel hocalara rağmen sınavlarda başarısız olmaktadır.
GEÇMİŞ OLSUN!!!
Çocuğunuzun kapasitesi bu kadar, cevabından hiç hoşlanmazlar nedense. Çünkü kendi meyveleri olan öyle mükemmel bir çocuk olsa olsa ya “dikkat eksikliği”nden ders çalışmıyordur ya da “sınav kaygısı” nedeniyle sınavlarda bildiklerini bile yapamıyordur!
Yok ya?

2 yorum:

Gülçin Nur dedi ki...

bende o tür anne ve babalara çok gıcığım..sonrasında çocuk anne babayı güdümlüyor ve bunun farkına bile varamıyorlar, ne yazık, ben anne değilim ama çok anne gözlemleyerek dile getiriyorum.spot çarşısının ilk gözcülerinizden biri olarak yazdıklarınızı keyifle okudum, bende kendi müşterilerimde çok seçiciyim, sanırım öylede olunması gerekiyor..sevgiler..

delimine dedi ki...

Teşekkürler ...