11 Temmuz 2012 Çarşamba

Boşanma dosyası - "kaka"


Havuç’la bambaşka öykülere sahip ama en a onun kadar nazarımda şanssız olan çocuklar da var.
Hatta o kadar çoklar ki… Acaba konuyla ilgili bir sivil toplum hareketi mi başlatsak?
İki kardeş. Abla 11, küçük erkek kardeş de8 yaşında. Halaları ile birlikte geldiler. Aslında prensip olarak ergenlik öncesi dönemdeki çocuklarla görüşme yapmıyorum ama işte onun bunun tanıdığı vesaire olunca da hayır denmiyor.
(Ama bir kez daha kesin ve açık olarak ifade edeyim, “bu ders çalışmıyor, dikkati dağınık, dikkat eksikliği var galiba” diye gelenler en geç yedinci dakkada kapının önünde bulurlar kendilerini. Özel öğretmen miyiz kardeşim?)
İki durgun, tertemiz, aydınlık yüzlü çocuk. Her hallerinden buraya, benim yanıma getirilmekten hoşlanmadıkları belli ama terbiyelerinden “üff” bile demiyorlar. Kısa kısa cevaplar vermekle yetiniyorlar yalnız. Yani “tamam sana cevap vermiş olalım ama çok da gönüllü yapmıyoruz bunu” der gibi…
Geliş sebepleri bambaşka aslında… Tabi yerseniz… Anlatayım.
“Minaanımcım bu çocuklar benim canlarım. Anneleri ağabeyimi terk edip gidince annemle benim yanıma taşındılar. 6-7 aydır bir aradayız. Çok mutluyuz. Pırlanta gibi çocuklar. Benim onlardan yana hiçbir şikayetim yok… yalnız… şey acaba bilmiyorum ki, yanlarında konuşmamız uygun olur mu…”
(Nefretlik ve gereksiz, psikologla sözüm ona bir ittifak kurma çabası. Öyle alışkındırlar ki gizli saklı işlere, birilerinin arkasından dolap çevirmeye ve dedikoduya…)
“Çocukların bilmedikleri ve öğrenmelerinde sakınca olan bir konudan mı bahsedeceksiniz?”
Kapak! Ama yerini bulmuş, adeta adaletin kılıcından fırlayıp gelip oturan bir kapak. Çünkü emin olun gerçekten çocukların bilmesinde ve duymasında sakınca olan konular, onlar olmadan ya telefonda ya da özel olarak kendi başına gelip anlatılarak bize aktarılır. Bu duyarlılığa sahip –neyse ki- çok sayıda ebeveyn vardır.
Onun dışında “acaba onun yanında konuşmak uygun olur mu” kırıtmaları bana sökmez. Neyse…
Kısa keselim, kardeşlerden küçük olanı dediklerine göre “yaklaşık üç aydır” gündüzleri kaka kaçırmaya başlamış.
Bir psikolog bunu duyduğu anda çocuğun nasıl bir ortamda yaşıyor olduğunu öğrenmek ister. Okulda ya da evde, her nerede çocuk kakasını kaçırıyorsa bu, amiyane tabirle çocuğun o ortamın “içine .ıçmak” istediğine işaret eder ve orada bir şeyler dönüyordur!
Zaman içinde ortaya çıkan tabloyu anlatıyorum size;
Anne ve baba şiddetli geçimsizlik içindedirler. Bu geçimsizliğin şiddeti öyle raddelere tırmanır ki zamanla annenin yumuşak dokuları üzerinde kalıcı izler bırakmaya başlar. Bu arada yanlış anlamayın her ikisi de tıp doktoru; yani son derece iyi eğitilmiş (!) durumdalar. Anne boşanma davası açar ve çocuklarını alıp evden ayrılır. Bunu kabullenemeyen baba –ne kadarı doğru ne kadarı gerçek bilmiyorum – annenin gayrı meşru ilişkisi nedeniyle boşanmak istediğini, kendisinde kusur olmadığını ileri sürer ve mahkemenin ona tanıdığı yasal görüşme gününde çocukları kaçırıp kendi evine getirir. Boşanma sonuçlanır ve velayet anneye verilir. Çocuklar polis nezaretinde annelerine giderler. Yasal görüşme gününde baba tekrar çocukları kaçırır ve velayet davası açar. O sürede çocuklar olmadık çirkin tartışmalara ve anneleri hakkında aslı var ya da yok hakaret, küfür ve aşağılamaya maruz kalırlar. Anneyle görüşmeleri tamamen yasaklanır.
Bakın şu veya benzeri kalıplar hayati önemdedir: “Psikolog/doktor/uzman hanım/bey inanın ben anneleriyle (bazı durumlarda bunun yerini baba alır) görüşmelerini çok istiyorum hatta evde bu konuda baskı bile yapıyorum. Kendisi görüşmek istemiyor.”
Külliyen, yerden göğe ve iki cihanda yalandır. Kalıbımı basarım. Doğru söyleyene rastlarsanız da diplomamı kaldırır çöpe atarım.
Ve çocuklar baba evinde bakımsız kaldıkları için babaanne ve bekar olan halanın yanına gelirler, yeter ki annelerine gitmek istemesinler diye ne isterlerse ama ne isterlerse alınır… I-phone, ı-pad, psp, artık benim bilmediğim ama çocukların isteyebileceği her ne varsa. Kız çocuğun ellerinde mavi ojeler saçının uçlarında kızıl balyaj, oğlan obez olmak üzere beslenmekten… “Yaz tatilinde ne isterlerse yapıyorlar, okul başlayınca eski düzen devam tabii…” diyor gevrek gevrek.
O sırada ne istedim söyleyeyim mi? Masamın üzerinde yaklaşık 50’ye 30 cm ebadında plastik ve esnek bir tepsi olsa, şöyle iki elimle uçlarından tutunca yaylanacak kıvamda; sonra “şaaaaappppp” diye … Neyse… ben profesyonelim… böyle şeyler yapmıyorum…

2 yorum:

oytunla hayat dedi ki...

herşey neden çocuklara olmak zorunda :(
erkek ve kadın olarak sağlıklı davranmanın eğitimle çok alakası yok. Ama genelde erkekler kadınları çocukları ile cezalandırmaya çalışıyorlar. Yada bana öyle geliyor.

ZS dedi ki...

Blogunu yeni keşfettim, çok farklı postların var :) bloguna üyeyim, senide üyelerim arasında görmek isterim :) http://zs-zsezgin.blogspot.com/