21 Temmuz 2012 Cumartesi

Boşanmalar - hamilekamile


“Artık neden sonuç bağlantısı kuramaz olmuştum Minanım. Ne yaparsam kızacağını ne yapmazsam öfkeden gözlerinin döneceğini bilemiyordum. Öyle günler oluyordu ki, sabah uyandığında benden önce gözlerini açtı diye evde terör estirebiliyor ya da gece rüyasında gördüğü bir şeyden ötürü uyanıp hepimizi salona toplayıp tv izleyeceğiz diye tutturabiliyordu. Çocuklar daha küçük, uykulu uykulu korkudan titreyerek geceliğimin altına saklanmaya çalışıyorlar, ben sakin kalmak için çırpınıyorum… nasıl anlatsam, hangi birini söylesem ki size şimdi… “
O zamanlar şimdiye göre mesleki deneyimim daha azdı. Anlattıklarından dehşete kapılmıştım. Bıraksalar saatlerce bu hikayeyi dinleyebilirdim ama öğrenmem gereken konular vardı o yüzden araya girmek zorunda kalıyordum:
“Kaç yıl evli kaldınız?”
12”
“12 yıl boyunca bunca şiddet, hakaret ve korkuya katlanmanıza değecek ne vardı Hannibal’da?”
Bunu sormak zorundaydım.
“Haklısınız. Aslında artık kimseye bunları anlatmak istemiyorum çünkü ister istemez neden boşanmadın bu adamdan tepkileri geliyor ve ben buna verecek bir cevap bulmakta zorlanıyorum.”
“Siz boşanmak istiyor musunuz?”
“Artık istiyorum ve dava açtım. Ama geriye dönük 12 yıl boyunca yaşadıklarımı anlatmam gerektikçe sanki tüm olanları ben değil de başkası yaşamış gibi uzaktan bakıyorum evliliğime. Sanki kimse bana inanmayacak ve kusurlu ben olacakmışım gibi geliyor. 3 aydır ailemin yanındayım. Hala nereye aitim, bu geçici bir ferahlama mı yoksa rüya mı ya da acaba o yaşananlar mı rüyaydı bazen ayırt edemiyorum.”
Şimdiiii…. Buraya kadar şiddet mağduru, bir sebepten evliliğini devam ettirmek zorunda kalmış, yaşadığı travmaların izlerini üzerinden atamamış yine de aklı başında konuşup davranabilen bir kadıncağız var değil mi karşımızda?
Az durun o vakit.
“Aileniz olan biteni biliyor muydu?”
“Beş oluyorsa birini söylüyordum. Hele o hastanede yattığım zamanları falan hiç bilmezler.”
“Kulak zarınız yırtıldığındaki mi?”
“Hayır, onu da bilmiyorlar gerçi ama birkaç kez hastaneye kaldırıldım. Mesela bir kış günü çocukları okula gönderdim. O da rapor mu almıştı artık ne olduysa evdeydi o gün. Evin işleri var, o tv izlerken ben de ses çıkarmadan odaları topluyorum. Yanıma gel birlikte izleyelim diye ısrar etti. İş var falan dedim dinlemedi. Neyse gittim oturdum. Şu hani sabahları Müge Anlı’nın bir programı vardı, evden kaçanlar, kaybolanlar falan. Bak bu kadınlara da yat kalk haline şükret, seni götürüp heriflere peşkeş çekmiyorum, uyutup böbreğini, dalağını mafyaya satmıyorum, otur izle de kıymetimi bil dedi. O an kanım dondu. Sanki o öyle söyleyince yapacakmış gibi hissettim. Ağlamaya başladım. Birden kızdı. Çünkü o sırada evlenmeden önceki aşığına kaçmış bir kadından bahsediyorlardı. Başkasıyla evlenmiş ama üç çocuğunun ikisi aşığındanmış, şimdi kadın kayıpmış falan filan… Tutturdu bu sefer senin benden önce sevgilin vardı o geldi aklına ondan ağlıyorsun diye. Savuşturdum. Bu sefer de beş on dakika sonra demesin mi bu çocuklar benden mi diye? Evden dışarı bile çıkmıyordum saçmalama dedim. Neyse yine durdu. Sonra tv’deki kadınlara küfretmeye başladı. Ama nasıl küfretmek… Bütün kadınları Dünya Kadınlar Günü kutlaması diye kapalı spor salonuna dolduracaksın sonra iki kapısında 15’er kiloluk bomba patlatacaksın, geriye kemikleri bile kalmayacak diye bağırmaya başladı.”
Hatırlar mısın sevgili okuyucu daha önce evlilikte şiddetten bahsederken zamanla bu çiftlerin tencere-kapak haline gelişlerinden bahsetmiştim. Farklı bir bilinç dışı mekanizmanın zaman içinde devreye girerek şiddetin giderek bir ilişki biçimi haline gelmesi vaziyetleri… Uğradığı şiddet kadını karakter tahribatına sürüklüyor ve mantıklı düşünme melekelerini bozuyor. Çünkü aksi halde giderek zıvanadan çıkan böyle bir adamın karşısında ona cevap vermeyip susmasını beklemek ya da gidip yemek falan yapmak gerekirdi. Aslında çoktan ondan kaçıp kurtulmak gerekirdi ya neyse…
Bunun yerine “iyi de o kadını istemeden zorla sevmediği biriyle evlendirmişler, kadın da unutamadı demek ki eski sevgilisini” diyecek kadar devreler yandıysa “vay sen bana o ..rospuyu mu savunuyorsun” diye saldırtır kendine.
“Minaanım kendini kaybetti. Aklınıza gelebilecek her yerime neresiyle denk gelirse vurmaya başladı önce. Ne kadar sürdü bilmiyorum. Vücudumda darbe almayan bir yer kalmadı. Uyuştum sonra, hissetmez oldum, galiba bayılmak üzereydim ki sen bayılma numarası yapıp elimden kurtulabilir misin ..rospu diyip saçlarımdan kavradı, o zamanlar uzundu saçlarım, kestirmeme izin vermezdi, beni kalorifer peteğinin önüne sürükledi. Arası oluklu peteklerden. İşte son hatırladığım beyaz demirlerin üzerinde gördüğüm kanım ve yüzümden dağılan parçalardı. Kafamı kaç kez öldüresiye o peteğe geçirdi bilmiyorum. Günler sonra hastanede alçılar ve sargılar içinde gözlerimi açtım.”
İnanılır gibi değil öyle mi? Peki bir de şunu dinleyin:
“Her zaman öyle bir adam değildi. Allah var yukarıda her gün elleri kolları dolu gelirdi eve, buzdolabımız her zaman ağzına kadar dolu olurdu. Bizi kimseye muhtaç etmedi. Bazen öyle pişman olurdu ki yaptıklarından banyoda bana sarılır, saatlerce affet beni diye ağlar, beni soyar, yıkar, saçlarımı tarar, üzerimi giydirirdi. 12 yıl boyunca hiç kuaföre gitmedim. Boyamı alır, kendisi boyar, keserdi saçlarımı. Dünyadaki en güzel kadın sensin derdi. Yuvamız dağılmasın, mutluğumuz bozulmasın, senin saflığın temizliğin daim olsun diye yapıyorum böyle derdi. Her gün sokaklarda neler görüyorum, sen de öyle olma diye…”

“Onu hala seviyor musunuz” diye sordum.
“Çok canımı yaktı benim” diye cevap verdi. “Sevmiyorum.”
“Peki neden?” diye sordum. Neden 12 yıl katlandınız buna?”
Gülümsedi. Ön dişlerinde kırık vardı. Birden daha kadınsı ve mahcup bir havaya büründü. Ne diyecek acaba diye merak ederken neresinden çıktığını anlayamadığım bir cümle geldi:
“Çünkü çok yakışıklıydı.”
Kıssadan hisse: Şiddet zekada gerilemeye yol açar.

11 yorum:

anne kaleminden dedi ki...

inanamıyorum. yaşadıklarını kendi içinde bir şekilde olumlamasa zaten 12 yıl katlanamazdı.

KavrukSusam dedi ki...

haydaaaaaaa ..

Hayat Bir Dejavu dedi ki...

sadece acı bir gülümseme ..

Levent dedi ki...

Bunlara çocukları için katlanan çok kişi tanıyorum ve anlayabiliyorum bir nebzede olsa.Fakat bu olay gerçekten çok sıradışıymış.Kadına şiddet öyle olağan olmaya başladı ki bu ülkede.Mevcut iktidarın bazı politikaları kim ne derse desin daha da bir körükledi sanki bunu.

ÇAĞATAY dedi ki...

Bu bir yorum değildir

Doktorum incirler olmaya başladı. 2 güne kadar manavlara gelir.

delimine dedi ki...

evet bu gerçekten katlanmak için ürettiği bir savunma olabilir. ama aslında bana anlatmak istediği belki de cinsel çekicilikti. bu gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu. kadına yönelik şiddetin değil belki ama caydırıcı cezaların ve kadınların korunmasının hükümet politikalarıyla doğrudan ilişkili olduğuna ben de inanıyorum. Ve Çağatay Bey incir haberi beni ziyadesiyle mutlu etti, Allah da sizi sevindirsin :))
herkese iyi geceler

AVRAM H.K.E. dedi ki...

bu işte tuhaflık var. Hastaneye o ahldeyken kaldırılan birisi için hastane polisi de doktor da rapor tutmak zorunda. Canım adam polismiş falan demeyin; hastanede dinlemezler. Hadi hastane polisini kafaladı diyelim doktoru kafalayamazlar. doktorları sadece, eski siyasi şube bungünün terörle mücadele şubesi kafalar; onlar da zaten adli tıptan alıyor. Yani servise girdiği anda müessir fiil raporu tutulmak zorunda. Bu durumda da kocanın mesleki hayatı tehlikeye girer. Bu hanımefendinin son ettiği laf, asılacaksan, İngiliz ipi ile asılacaksın sözünü hatırlattı bana..Dayak yiyeceksen yakışıklısından yiyeceksin..
Kıssadan hisse: Psikopatın akıllısı, hastanelik etmeyecek kadar döver kadını.
ABD, kadına yönelik şiddet konusunda en ağır yaptırımları uygulayan ülkelerden birisi olmasına rağmen, dünyada kadına yönelik şiddet suçu işlenen ülkelerin başında gelir. İş cezaların ağırlığında değil bizde aile içi şiddete yönelik yaptırımlar da ağırdır (müessir fiile göre).

delimine dedi ki...

bu olayın tarihi yanlış hatırlamıyorsam 2002-2003 olmalı...ve yine yanlış hatırlamıyorsam koca o sırada halen görevini yapmaktaydı ama kurum içinde pozisyon değişikliği yaşamıştı. psikotik bir bozukluğu olabileceği için kadının avukatı adli tıp değerlendirmesi istemişti ancak süreç halen devam ediyordu.

AVRAM H.K.E. dedi ki...

Şimdi oldu... Yani mutlaka bir soruşturma geçirir hem yasal hem de meslekiçi. Alkol sonrası sapıtanını çok gördüm ama bunun gibisine ben de denk gelmedim.

ayamaya dedi ki...

ne garip, ne gerçek, ne acı

Heidi dedi ki...

çok şaşkınım çok sinirliyim.
Böyle olabillr evet, bu tür insanların bulunmasına da böyle olayların yaşanmasına da artık tepki veremez hale geldi toplum.. Normal geliyor, bulaşmak istemiyor kimse..
Çünkü psikopatlar daha psikopat artık kimse birine yardım etmek istemiyor.
Benim tek üzüldüğüm her ne kadar hayal dünyası gibi gelse de şu zamanda, insanların bilinçlenmesine yardımcı olmak.
Keşke yardım edebilsem dediğim o kadar çok insan var ki..

Kadının boyutunu aşıp, adamı düzeltmek istiyorum..
Tabi bu yetide biri değllim... Belki de kimse değll.. Olan varsa da gidip adamı bulmaz..