23 Temmuz 2012 Pazartesi

Pis herif !


Peki buyrun bir de buradan yakın madem:
P. 39 yaşında. 34 yaşındayken aynı resmi kurumda kendisi gibi memur olan O. ile evleniyor. Ne görücü usulü denilebilir bu evliliğe ne de severek. O. bir süredir P.’yi beğendiğini söyleyerek birkaç kez onu dışarıya davet ediyor. Konuşup yemek yiyorlar ve sonra evlenme teklif ediyor. P. düşünüyor,  yaşım geçti geçecek, artık yuvamı kurayım, hem adam işinde gücünde, evi var, tahsili var diyerek tamam diyor. Evleniyorlar.
Evlendikleri gece kendi evlerinde kalıyorlar. O gün sorunsuz geçiyor. Fakat ertesi gün öyle bir başlıyor ki şiddet ve eziyet, P çocuğunu da alıp polise sığınana kadar tam 4 yıl devam ediyor.
İlk dayağını ayak bileği uzunluğundaki eteğinin altına naylon çorap giymeden sokağa çıktığı için yiyor. Sonra görümcesine güler yüz göstermediği için, sonra annesine “bizde kalın” demediği için ve yemek tuzsuz olduğu için, yemek fazla tuzlu olduğu için, tv’nin sesini fazla açtığı için, kocası evde yokken cam sildiği için, balkona çıktığı için, makyaj yaptığı için, evde kocası için makyaj yapmadığı için, fazla para harcadığı için, paraya kıyıp da kocasına pamuklu pijama almadığı için, maaş kartını kocasına vermek istemediği için, maaş kartını verdikten sonra “para ne oldu” diye sorduğu için ve onun için ve bunun için…
Bazen tek bir tokat, bazen saçını çekerek yüzünü, yanaklarını morartana kadar elinde sıkma, bazen bacaklarına savrulan birkaç tekme, bazen başına isabet eden tv kumandası, terlik veya cep telefonu… giderek sıklığı ve dozu artıyor…
Bu kadının nasıl cehennem hayatı yaşadığını düşünebiliyor musunuz? Gündüzleri dairede kimse fark etmesin diye kıyafet altında kalan yerlerine çalışıyor koca; ama kadının yüzünde artık gizlenmesi imkansız hale gelen derin bir mutsuzluk, umutsuzluk, her şeyden vazgeçmişlik… belki de çocuğu olmasa kendisine zarar verecek… o raddeye gelmişlik.
“Bir gece boğazım sıkılarak uyandım. Gözlerimi bir açtım bir eliyle boğazıma sarılmış, diğer elinde büyük dikiş makası, gözüme doğru tutuyor. Bu sefer dedim bitti işim, kesin öldürecek. Çığlıklarımı duymuş çocuk ağlayarak kapıda duruyor, kendimi mi düşüneyim yoksa onu mu bilemedim, nasıl çaresiz bir an nasıl ölümden beter anlatamam. Nasıl kurtuldum elinden hala tam olarak hatırlayamıyorum. Bizim dairede çalışan kendi halinde bir adamcağız vardı. Bazen oğlumu iş yerine götürürdüm, şeker, çikolata alır onunla şakalaşırdı. Rüyasında beni o adamla yatakta görmüş. Bana ayan olur çocukluğumdan beri rüyalarım çıkar sen beni aldatıyorsun diye saldırmış meğerse üstüme. Akıl hastası gibiydi. Giderek zıvanadan çıktı.”
Şimdi burada pek çok şey düşünülüp söylenebilir.
Benim asıl garibime giden kadının anlattığı buna benzer onlarca dehşet anı sırasında çığlık çığlığa bağıran bir anne ve çocuğun sesine hiç mi bir komşu gelmez?
Neyse ya, asabım bozuluyor, ahlaka mugayir kuru sıkı sallayasım geliyor, kapatıyorum…

9 yorum:

oytunla hayat dedi ki...

Bir allahın kulu ne kapıya gelir nede polise telefon açar !!!!! Polis gelse hadi barışın der!!!!!!!!
Konu komşu aman bizim başımıza bela olmasın der selamı sabahı bile keser !!!!!!!!!!!
Bunları duydukça insanlığımdan utanıyorum :((

anne kaleminden dedi ki...

allah islah etsin demek kesmiyor böyle akıl hastalarını...

Eslemle dikiş dedi ki...

bu ne yaa ağzımı bozucam ama şu mübarek ramazan ayında terbiyemi bozmayım diyorum ALLAH ISLAH EYLESİN

Seyhan Kaya dedi ki...

bu herif pis yerine ç ile bitenini hak ediyorda neyse. İçler acısı bir durum ne yazık ki polis gerçekten barıştırma çabasına girişiyor bu durumlarda. Bu adam da hasta aslında ona da acıyorum. Bir tedavi görse belki de mutlu huzurlu bir aile olacaklar(dı). Yazık!

Levent dedi ki...

Oytunla hayat'a katılıyorum.Hele ki polisin hep bir barışma derdinde olması.Ayşe Paşalı'mıydı adı, kadıncağız pisi pisine öldü.
Komşulara gelince..Minaanım hem sanırım zuhal Olcay'ın oynadığı bir filmde hem de yaşamımda sıkça şahit olduğum bir meseleyi atlamayın.Kadını korumaya kalkışıyorsunuz haa!bir de bakıyorsunuz ki,kadın çemkiriyor, bırak o benim kocam sana ne diye..off yaa :(( Hayat çok tuhaf..

büşra katı dedi ki...

bir süredir blogunuzu takip ediyorum gerek,burda gerek dışarda ne kadar çok ruh hastası var ve böyle insanların çevresinde dolaşıp piskolojisi bozulanlar var :((.. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın hepimizi...sizede kolay gelsin...sevgiler

Gülçinin nur dedi ki...

raşit ve meryemin hikayesi gibi, sanki okuduğum bin muhteşem güneş'i tekrar yaşadım..
çok ağır ve çok acı bir dünya..
ve kadın olmak çok zor

delimine dedi ki...

okumadım onu... ve teşekkürler Büşra Hanım ...

Heidi dedi ki...

gerçekten de raşit ve meryem gibi olmuş.. O adamdan da tiksinmiştim, ama sadece kitaplarda olmuyormuş bakar mısın... Şiddet ne boyutlara ulaşmış..

Zaman bulursanız okuyun derim minaanım :)

komşulukla ilgili yurtdışında bir dene yapmış bazı gençler.
Villaların olduğu bir sitede ilk gün kısık sesle sayılabilecek çok rahatsız edici boyutta olmayan metal müzik açıyorlar. Hemen şlkayetler geliyor vesaire. Burunlarından getiriyorlar, bi başka gün bir ses kaydına alınmış kavgayı dinlettiriyorlar mahalle sakinlerine, hem de bangır bangır. Kırılan tabaklar cam sesleri, kadının çığlıkları adamın bağırması falan... Ama yok.. Tek bir tık çıkmıyor, kimse bulaşmıyor...
Çok acı ama artık bu böyle...