25 Temmuz 2012 Çarşamba

Klasör nezaketi


Sizce herkesin hayatında aşka yer var mıdır?
İçinizden de olsa buna bir cevap verdiğinizi zannediyorum.
Peki o halde; emin misiniz?
Tekrar soruyorum… Emin misiniz?
Bir de şunu sorayım: Bir insanın hayatında aşka nasıl yer olmaz? Bunu “ne cüretle olmaz!” anlamında değil, “hangi koşullarda olmaz” vurgusuyla soruyorum.

“Minanım hayatım yeterince yoğun ve neredeyse uyumaya bile zor zaman buluyorum. Benim hayatımda aşka yer yok.”
“Peki karbonhidrat alıyor musunuz?”
“Nasıl?!?”
“Karbonhidrat alıyor musunuz?”
“Yani… almasına alıyorum… yani genelde ayak üzeri bir şeyler yiyorum ya da çalışırken bilgisayar başında falan… ama tabi yani karbonhidrat alıyorum…”
“Bunu duyduğuma ziyadesiyle sevindim.”
“Neden?!?”
“Çünkü siz işkoliksiniz ve arada bir bünyenize sizi mutlu edecek bir şeyler girmesine, girmesi derken tabirimi maruz görün gıda anlamıyla oral yolu kastediyorum, izin vermezseniz bir süre sonra intihar düşüncelerine kapılabilirsiniz.”
“Nasıl?!?”
“Basbayağı.”

Dudaklar kıvrılıyor (bu gerçekten psikolog mu?), kaş çizgileri ortada birleşip yukarı doğru verevleniyor (bunu bana hangi akla hizmet tavsiye ettiler ki?), alın geriliyor (aman canım zaten bunların hepsi kafadan çatlak olur, okulda mı böyle oluyorlar nedir?), yutkunma (bir an önce geçiştireyim de kalkıp işimin başına döneyim), bacak bacak üzerine atma (zaten bir psikoloğa görünme fikrini baştan kabul etmemeliydim) kollar kavuşup göğüste çaprazlanıyor (beni diğer kadınlarla bir tutması kabul edilemez).

“Daldınız?”
“Yoo.. düşünüyordum. Aslına bakarsanız Minanım, neden burada olduğumdan çok emin değilim galiba.”
“Hiç aşık oldunuz mu diye sorunca mı bu fikre kapıldınız?”
“Hayır bu son derece sıradan, normal bir soru, onunla ilgisi yok, siz sordunuz ben cevap verdim.”
“Vermediniz.”
“Hayatımda aşka yer olmadığını söylediğimi sanıyorum.”
“Ben de bunun sorduğum sorunun tam olarak cevabı olmadığını sanıyorum.”
“???”
“Ve tekrar soruyorum: Hiç aşık oldunuz mu Klasör Hanım?”

Bugünkü görüşmelerimin birinden kısa bir kesit sundum size. Dün Müdananım kitapçıda gençlik aşkını görünce nasıl tepki vermişti, bu zavallı “çocuk da yaparım kariyer de” hezeyanlarına kapılıp kariyerine kendini hapsetmiş genç kadın nasıl verdi…
Burada bence tek sorun “yok saymak.”
“Benim evliliğe inancım yok, aşka hayatımda yer yok, annem olmadan da hayatımı gayet iyi sürdürebilirim, babam beni terk etmiş de olsa fark etmez zaten onu sevmezdim, başarılı bir öğrenci olup olamamam sadece ebeveynlerimin sorunu, benim böyle bir isteğim yok, ben kendime yeterince güveniyorum, ben kendisiyle barışık bir insanım…” ve böyle devam eder…
Var olan ve içerde bir yerde Mısır Piramidi kadar gerçekliğinden kuşku duyurmadan dikilen bir ihtiyacı yok saymak haddini bilmezliktir. Çok fena ödetir insana bedelini.

4 yorum:

Levent dedi ki...

Kullanacak enstruman kalmadı sanırım artık :) Bir tek üç harfli bu teşbihlerden yırtmıştı.:)
Herkesin hayatını bilemem ama kariyer değilde bir kaç gönül yarasından sonra kapı dışarı edilir mi aşk? edilir,edilir..

Uyuşuk Hayalperest dedi ki...

İnanıyorsun da o gelmiyor.. :)

delimine dedi ki...

birkaç gönül yarasından sonra kapı dışarı edileceğinde hemfikiriz... ayrıca teşbihte hata olmaz... ayrıca beklemekten vazgeçince gelir hep beklenenler...

Levent dedi ki...

teşbihte hata olur dedim mi,yoo :)aslında ima etmek istediğim..neyse :)ayrıca Godot'yu beklemekten de vazgeçtik,gene de gelmedi :)